Ümitsizliğin bağrında ümide ümitle bakıyor,
Karanlıkların çevresinde aydınlık soluyor,
Belki yorgun belki durgun belki suskun duruyor,
Yüreğinin altında kaynayan çağlayanları Allah biliyor..
Sıkıntılar dertler firaklar sardı onun dünyasını,
Sonra Allah bir dost çıkardı unutmak için kederi, yası,
İstenilirse yapılır gülü koklayı koklayı,
Sakın ola ümitsizliğe girme,bitir bu gamı
buluşurken heyecanlanmak ayrılırken hüzünlenmek, onu görmek için elinden geleni yapmak,
görünce de konuşamamak,
gözlerine bakınca aşkı ve korkuyu bir arada tatmak,
telefon çalınca kalbinin çıkacakmış gibi çarpmasını hissetmek,
damarlarında ki dolaşan kanı,
giydiği elbiseyi ondan kıskanmak,
bir insana duyula bilecek en güzel duyguları ona karşı hissetmek,
onun için her şeyi yapmak ve bazı şeyleri yapmamak.
Üzüldüğü zaman üzülmek,
sevindiği zaman sevinmek,
ona bir daha ayrılmayacakmış gibi sıkı,
sıkı sarılmayı istemek,
kimselerin olmadığı bir yerde çimenlere uzanıp yıldızları sayarken ne kadar mutlu olduğunu anlatıp “SENİ SEVİYORUM” diye bağırmak ve yankısını beraber dinlemek.
Erişilmez bir uçurumun kıyısında, senden başka kimsenin farkında olmadığı
bembeyaz bir çiçektim ben.
Sen ise, dört mevsim özlemini çektiğim yağmur. Üstüme yağışını severdim, yapraklarımdan aşağı akışını, her damlanı içime çekişimi severdim. Bedenimde seni hissedişimi.
Her damlan alıp götürürdü beni adını bilmediğim,
tanımadığım yerlere...
Sen yağınca susuzluğum dinerdi, biterdi kimsesizliğim, dağılırdı ürpertilerim.
Serin bir meltem değip geçerdi yapraklarıma.
Dünyalar benim olurdu, uçardım sevinçten.
Günlerime, gecelerime; hiç kimsenin bilmediği, fark etmediği sıcak bir sevgi dolardı. Sıcak bir sevgi dolardı yüreğime.
Her çocuğa gülümserdim; her kuşa, her kelebeğe, her arıya gülümserdim...
Gel... Gel ki, sarı papatyalar açsın, kır gülleri, kır menekşeleri, kırk kanatlılar açsın.
Yol alsın umuda nazlı cerenler, ceylanlar, karda boranda yolunu yitirenler. Gel can gelsin solmuş anılara.
Boşalsın sicim sicim gözyaşları, ırmak olsun susuz kalmışlara; kardeş olsun dostluklara, yüreğimdeki merhamete...